• 26 Haziran 2018, Salı 11:10
NecdetMeşe

Necdet Meşe

İtidale Davet

İddia ve iftiraların siyasi partiler arasında ve medyada birbirini kovaladığı, sosyal medyada ve halk arasında akılların savrulduğu bir seçimi daha arkamızda bıraktık. Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kesin zaferi ile Cumhuriyet tarihinde 2.kez uygulanacak olan Başkanlık dönemine girmiş bulunuyoruz. Ülkemiz için hayırlısı olsun. 
Lakin iktidar olmanın verdiği imkânlarla ve iktidardan düşme ihtimalinin getirdiği haleti ruhiye içinde seçimlere yansıyan hırçınlık rahatsız edici düzeyde idi. 16 yıllık iktidarın üstüne bir dönem daha yönetime gelen AK Parti kadrolarında ve sempatizanlarında ortaya çıkmasından endişe ettiğimiz iktidar sarhoşluğuna ve hırçınlıklara karşı itidal tavsiye etmek görevimizdir. Elbette sevinecekler, elbette zaferin havasını atacaklar, tadını çıkaracaklar. Ama kibirle, hırçınlıkla, şiddetle ve ukalalıkla değil! Hele de sahip olduğumuz ortak değerleri, bilgiyi, tarihi ve sosyal barışı ıskalayarak, tavsiyelere kulak tıkayarak hiç değil!
Sonuçta toplum nezdinde vuku bulan olayların, salt kendi başına ‘olup bitmediği’ modern zamanlardan, bir toplumsal vakaya tesir eden etkenlerin birden daha fazla sebebi olacağını bilerek, “ceterus paribus (diğer etkenler sabit)” denemeyecek dönemlerden geçiyoruz. Aslında günümüzde dünyanın neresinde olursa olsun, iktidarların, gücü sadece kendilerinden vehmedemeyeceği dönemlerde yaşıyoruz. Bu gerçekliğin bilinci ile iktidar tarafından vuku bulacak taşkınlık ve hırçınlıklara karşı aşağıdaki hatırlatmaları uygun bulduk.
İktidarın, Başkanlığa giden yolda önünü açan derin mahfillerle ‘kronik alanlarda/kangren olmuş sorunlarda’ dalaşmadan, uluslararası alanda hala meşruiyetini koruyan Kemalist/Seküler/Batıcı sistemin özüne ve aksayan taraflarına ilişkin bir talepte bulunmadan bu günlere gelindi. Oy oranı ne olursa olsun, bu durumda R.Tayyip Erdoğan’a Başkanlık yolunun derin odaklar tarafından açıldığı unutulmamalıdır. Dolayısıyla Başkanlığının devamı da bu odakların iki dudağı arasında olacaktır. Başlangıçta Türk siyasetine yön veren derin mahfiller Erdoğan’ın yanında değilken, iktidarını garanti altına alabilmek adına; yıllarca kendisine ABD/AB ve Yahudi Lobileri nezdinde hamiler aradı. Son 6 yıllık süreç sonunda ise arkasında ne ABD/AB var, ne Yahudi Lobileri. AJC (Amerikan Yahudi Kongresi) tarafından 2004’de verilen “üstün cesaret ödülü”nü ve iade edilişini hatırlayalım.
Ancak, Başkanlık sistemine geçişle şimdi anlaşılan o ki, Türk siyasetine yön veren malum odaklar bütün imkân ve devlet refleksleriyle Erdoğan’ın yanındadır. Bunu A.Necdet Sezer döneminde  Devlet nezdinde kendisine yapılan muhalefetten ve kendisini bir kaşık suda boğmaya hazır Devlet Bahçeli’nin iktidar ortağı olmasından anlıyoruz!
AK Parti iktidarının meşruiyet gerekçesi ne olursa olsun beş yıllığına daha iktidardadır ve bilinmelidir ki, hükmetme alanı sınırlıdır. Müslüman/muhafazakar  camianın kendi payına, Erdoğan’ın Kemalist/Seküler/Batıcı sistemin Başkanı olduğunu da akıllarından çıkarmamaları gerekir! Ki bizzat kendisi Kemalist sistemle entegre olmada bir sakınca görmediğini son yıllardaki gayet larj  icraatlarıyla ve söylemleriyle göstermektedir. Zaten bundan sonrası sistemin müslümanlar nezdinde meşrulaştırılmasıdır ki; 16 yıllık AK Parti iktidarı, sisteme karşı bütün eleştiri, talep ve rezervlerinden çoktan vaz geçmiş durumdadır. Bütün klasik, modern yahut radikal görünümlü cemaatlerin sisteme eklemlenme süreci de bu şekilde ve bu son seçim zaferiyle sanırım tamamlanmış olacaktır. 
Böylece bu çağda yeri, hatta devamı imkânı olmayan totaliter devlet algısından, sessiz ve ağrısız bir şekilde; bu çağ için gerekli ve dünya sistemi açısından da zararsız, müslüman kitlelerin benimsediği ve aynı zamanda da coşkuyla yönettiği “ılımlı İslamcı cumhuriyet” sürecine girilecektir. İşte tam olarak bu değişimin adına Başkanlık sistemi diyorlar, tabi İslam ve müslümanlar sürekli yedekte kalmak şartıyla.
Beklentileri açısından her iki tarafın da menfaatine olacak böyle bir yönetim anlayışı; eski seküler/totaliter sistem ana omurgasıyla devam ede dururken, hem Kemalist baskıdan muzdarip müslüman çoğunluğu memnun edecektir, hem de bu çoğunluğu artık elinde tutamayacağını ve çağın gerisinde kaldığını anlayan azınlık Kemalist kadroları. Yani bir taşla iki kuş misali...
Bu gerçekler ışığında itidale davet edecek ne var diye sorulacak olursa;Sayın Erdoğan açısından; zat-ı alilerinin birçok konuda kimseyi dinlemediğini, karar aşamasında bildiğini okuduğuna zaten vakıfız. Yaptığı hatalar da bunu göstermekte. Bundan sonraki süreçte, 16 Yıllık iktidarın verdiği hazla Başkanlığın önüne açacağı kibir dağlarına tırmanmadan ve kendisini saplantılı bir şekilde ‘diktatör’ olarak görmek isteyenlerin eline fırsat vermeden, istişareye dayalı bir yönetim tarzı ve mutedil bir üslup geliştirmesi elzemdir. Alınan oy oranı, verilen destek kimseyi yanıltmamalı; müslümaların bilinç altında Suriye’de yapılan kanlı hataların ve Mavi Marmara satışının travması asla unutulmayacaktır. Her ne kadar seçim reklamı demagoji, hamaset ve dindarlık üzerinden  yapıldıysa da, kamu vicdanı böyle olumsuzlukları asla unutmaz!
Aynı şekilde, kendisini iktidarın şehvetine kaptıracak AK Parti kitlesine; Hem özel yaşamlarında, hem ticaret ve siyaseti birlikte götürdükleri sosyal yaşamlarında tavır ve davranışlarına dikkat etmeleri dileğimizdir. İktidar ve devşirilen güç insanı bozar, var olan düzeni fesada uğratır. Birçok sıkıntıyı içinde barındıran bu kitlenin, özellikle siyasetle hemhal olan ve siyasetin imkanlarından istifade edenlerin üslup başta olmak üzere, hakka ve hukuka riayet etmeleri gerekir. Hak, hukuk ve adaletin bir gün kendilerine de lazım olacağını bilerek, bu kavramların bihakkın ikamesi için ellerinden geleni yapmaları şarttır. Siyaset, muhaliflere gol atma alanı değil, bilakis muhaliflerle iyi geçinme sanatıdır. Bu nedenle, 16 Yılın üzerine eklenen 5 yıllık iktidar dönemi zafer sarhoşluğu içinde sizlere; kibir, adam kayırma, yandaşlık ve zulmü değil, koca ülkenin yöneticileri olduğunu bilerek hak, hukuk ve adaleti emretm…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık