• 06 Nisan 2019, Cumartesi 12:35
MustafaTayfur

Mustafa Tayfur

Müslümanların seçimi

Türkiye’de seçmenler 31 Mart’ta yerel yöneticilerini seçmek için sandık başına gitti. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere AK Parti’nin bir çok büyük şehirde kaybetmesi ve akabinde devam eden tartışmalar seçimin en çok akılda kalanları. 

Özellikte İstanbul’da yaşanan sürpriz sonuç bir çok yönden analiz edilmeyi hak etmektedir. AK Parti’nin teşkilat yapısından tutun da icraat performansına, seçim stratejisine dair bir çok başlık masaya yatırılmayı hak ediyor. 

Ortaya koyduğu söylem ve icraatların sandıklarda bulduğu karşılık sadece Ak Parti mensuplarının değil tüm İslami camianın dikkatlice değerlendirmesi gereken mesajlar içeriyor. Sonuçları salt politik bir vizyonla ele almaya kalkmak Müslüman kitle adına ‘yenilgi, yenilgi büyüyen bir hezimeti’ çağıracaktır. 

İktidar aygıtı ile girişilen marazi ilişki biçimi İslami kesimin ufkunu kesif bir duman gibi kaplamıştı. Seçim sonuçları, aslında ‘başarı’ döneminde başlatılması gereken bir özeleştiri dalgasını kaçınılmaz kılmıştır.

Benim şahsen manşetim şu oldu: İslamcılığın rüyası yakıcı bir toplumsal gerçeğe uyandı.

Neyin özeleştirisini yapmalı?
Söylem eylem orantısızlığının ortaya çıkardığı pragmatik hoyratlık artık hiç bir düzlemde tahammül edilemez hale gelmişti. Bir çok tarihi ve kutsal imgeyle beslenen söylemsel alan, iktidar sarhoşu ‘islamcı kadrolar ve kitle’ tarafından büyük bir maharetle pratiğin ısırıcı zemininden uzak tutuldu. Camiamız, ‘seküler’ bir yaklaşımla hem söylemsel alanında huzur depolamayı hem de eylemsel alanda ‘sınırsız’ imkanları ‘usülsüz’ bir şekilde kucaklamayı aynı anda başarabildi.

Bu ‘başarı' seçim sonuçlarından da rahatlıkla okuyabildiğimiz gibi ‘irrite edici’ bir fotoğraf olarak yansıdı topluma. Siyasetin ayrıştıcı, korkutucu, meşrulaştırıcı dili ‘önce ahlak ve maneviyat’ sloganıyla yola çıkmış siyasal islamcı sürecin bugünlere daha kolay intibakını sağladı. Sathı savunmak yerine hattı (iktidarı) savunma endişesi sathı var eden kavramsal bileşenlerle irtibatı koparıverdi. 

Seçim gecesi verilen tepkilere baktığınızda ‘muhafazakar aklın’ yukarıda söylemeye çalıştığımız unsurları sorgulama niyeti pek de görünmüyor. Gene de sonuçların Ak Parti’nin en tepesinden başlayarak en ilgisizmiş edasında tutum alan yapıları da içerisine katan bir sorgulama mecburiyetini dayatacağı aşikardır. Kaldı ki bu sorgulamayı yapmamak, Müslümanları önümüzdeki dönemlerde artık arabesk tepkilere geçiştiremeyecekleri bir trajik vasatın kucağına bırakacaktır. 

Kitleselleşiyorsanız, toplumsal onayı öngörüp kutsuyorsanız beklentiniz dışında şekillenen sonuçlarda kimseyi şeytanlaştırma, hain ilan etme hakkınız yoktur. Halkın hakemliği esas kabul ediliyorsa, aleyhinize çıkan kararları da geniş yüreklilikle masaya yatırmak durumundasınız. Bu sorgulamaya AK Parti üst yönetiminin, iktidar nimetlerini bir şekilde tatmaya alışmış ‘İslamcı sosyolojiden’ daha yatkın ve yetkin olduğu kanaatimi de buraya not edeyim.

Toplumun onayı İslami noktadan bakıldığında hakikatin mihengi değildir ama ‘kamu vicdanı’ denen şey toplum müslüman değilse bile önemli bir veridir. Bu anlamıyla başta iktidar edenler olmak üzere 'yedeklenen - yedeklenmeyen' tüm İslami cenah halkın verdiği mesajı ciddi anlamda değerlendirmelidir. 

Tarih boyunca vahyin izleğinde yürüyenler, az, ezilmiş, güçsüz de olsalar zalimlerin bile teslim ettiği temizlik/eminlik/adillik sıfatlarıyla bezenmişlerdir. Her hal-u karda müminlerin bu sıfatları canlı tutma gibi bir yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük ertelenemez ve dahi devredilemez. Siz kendinize istediğiniz kadar güzel sıfat atfedebilirsiniz, bunun bir önemi yok, önemli olan kamusal alanda bu sıfatların diğer insanlara temas edip etmediğidir.

Bir çok kişi için yerel seçim üzerine İslami düşüncelilerin analizini bu denli yoğun yapmaya kalkışmak fantastik bir lüzumsuzluk olabilir ama kanaatimce meseleye bu marjdan yaklaşmadıkça söyleyeceğimiz her şey seçim magazini olmaktan ileri gitmeyecektir.

‘Vasat/adil’ rolün temsilcisi olması gereken insan grubunun kendisine hangi gözle ve niçin bakıldığını dikkate alması gerekir. Kitlenin şekillendirdiği değil kitleyi de dikkate katan bir tebliğ dili olmalıdır bu. Müslümanların maddi imkan ve iktidar alanının genişlemesi topluma dengeli, adil bir dağılımla yansımalıdır. Bu dengeyi sağlaması/dayatması gerekenler hiç bir politik beklentisi olmaması gereken İslami mesaj merkezli cemaatler/organizasyonlardır.

Gel gör ki ‘sivil davet’ dili ve eyleminin temsilcisi olması gereken irili ufaklı bir çok cemaat/klik/öbek iktidarla kurdukları marazi ilişki biçiminin bir sonucu olarak adilliği/fıtratı değil çıkarlarını öncelemekte. İktidara yakın konumlanmanın sağladığı konfor alanında, ‘tebliğ’ değil ‘propaganda’ dili kullanır oldular. Din ile söz konusu yapıların kurduğu imajlar dünyası üzerinden irtibat kuran özellikle genç bir çok insan için din iktidarın edimlerini meşrulaştırmanın bir enstrümanı olarak algılandı. 

Görselliğin hayatı git gide kuşattığı, artık yazınsal başyapıtların yerini görsel başyapıtların aldığı bir dünyada, pratiğinden ayırdığınız yaldızlı söylevlerin alıcısı yok. Yapmamız gereken peygamberler misali hiç kasmadan, fıtratın doğallığı içerisinde bir kulluk pratiği ortaya koyabilmektir.

Demem o ki, seçimlerimizi fıtrattan yana yapmadığımız sürece sorun büyük...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Halim Ayyıldız Halim Ayyıldız 08.04.2019 10:12

Nice seçimler gördük sandık sandık, nice insanlar gördük adam sandık !!!

Osman Yumrukaya Osman Yumrukaya 08.04.2019 18:40

Seçimlerle ilgili manifesto niteliğinde bir yazı.Umulur ki gerekli merciler (seçmenler-parti teşkilatları-anlı şanlı yöneticiler-sivil örgütler ve dernekler-tepelerde gezenler-liderin hemen yanı başında dolaşanlar ve tabii ki lider) ders alır...Ellerinize sağlık üstat...

fatih alim daşpınar fatih alim daşpınar 09.04.2019 18:47

eline yüreğine sağlık. peygamberi duruşa davet işin özeti ve son noktası. kaybettiğimiz duru hayata pratikte ulaşma mecburiyetimiz var. yoksa mum gibi eriyoruz, üstelik iktidar ola ola...

Ahmet Emir Akgül Ahmet Emir Akgül 10.04.2019 12:53

"Demem o ki, seçimlerimizi fıtrattan yana yapmadığımız sürece sorun büyük..." Seçimle ilgili bir yazının finali ancak bu kadar güzel olabilirdi. Fıtrattan yana olmak... Kulağa çok hoş geliyor. İnşallah aramıza da gelir bütün pratikleriyle...

nuh gürleyen nuh gürleyen 13.04.2019 09:10

Çok şımardılar ! "Allah şımaranları sevmez" (Kasas 76)

Recep Yumrukaya Recep Yumrukaya 13.04.2019 10:33

-Baba bana sen asla iktidar olamazın diyordun. Bak küçümsediğin bu oğlun iktidar oldu işte. Hem de büyük destek görerek... -A benim akıllı oğlum ! Sen beni yanlış anlamışsın. Hem de bayağı yanlış. Ben sana iktidar olamazsın demedim ki ! Ben sana....

yukarı çık