• 06 Aralık 2018, Perşembe 16:29
İlhanKurt

İlhan Kurt

BEKA MESELESİ

“Arap Baharı” ismini verdikleri isyan zincirleri kendi halinde geçimini sağlamaya çalışan biri olduğu söylenen Muhammed Buazizi’nin seyyar satıcılık için ruhsat alamaması nedeniyle kendisini yakması sonrasında başlamıştı.

 Bu hareketi yapan Buazizi  “Büyük Ortadoğu Projesinin” bir parçası olduğunun farkında mıydı yoksa gerçekten kendi halinde bir seyyar satıcı mıydı bilinmiyor. Fakat bilinen bir şey var ki sonrasında gelişen ve Ortadoğu’yu ateşe veren olaylar planlıydı.  Hiçbirini tasvip etmediğimiz fakat değişim yolunun bu olduğunu asla kabul etmediğimiz bazı liderler bu baharın sert rüzgârları karşısında bedelini kendi canlarıyla ödeyerek ve masum canlara da ödeterek yerlerini başka zalim liderlere bırakıp gittiler.

 Coğrafya bir kargaşanın ortasına düştü.  Batı bu yaptıklarıyla hem dünyada İslam’ı vahşi bir dinmiş gibi gösterdi hem de kendi çıkarlarını gerçekleştirme adına planlarını işletti.

Yemen’de Arap Baharı Başladığı zaman “ Arap’ın baharı Türk’ün kışıdır.” Başlıklı bir yazı yazmıştım. Bütün o baharların,  Anadolu Coğrafyası üzerine bir kış getireceğini bu yazımda vurgulamıştım ve “çember daralıyor” diye de belirtmiştim. Evet, artık çemberin nefesimizi kesmek üzere olduğu bir zamana geldik. 

İşte “Beka meselesi” denilen şey budur.  Batı zaten yönettiği bir coğrafyanın haritalarını değiştirmekle ne kazanabilirdi?

Hiç!

 Öyleyse bu kargaşayı neden oluşturdu sorusunun cevaplanması gerekiyor. Öncelikle Amerika’nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum sistemin aktif bir girdi ile desteklenmesini gerektiriyordu. Sistemler durağanlığa geçtiği andan itibaren çöküş muhakkaktır. Bunu bilen Amerikalı strateji uzmanları Büyük Ortadoğu Projesini geliştirmişlerdi. Toplumun kanını içerek yaşayan Amerika kapitalizmi, bir an aç kalınca ölümle sonuçlanacak bir sürece gireceğini çok iyi biliyordu.

 Planlanan bu süreç aslında 2. Dünya Savaşının hemen akabinde başlayan fakat 2000’li yıllarda olgunlaşan bir süreçti. Hem öyle gizli de yapılmıyordu. Amerika Birleşik Devletlerinin 2005-2009 yılları arasında Dış İşleri Bakanlığını Yapan  Condoleezza Rice 7 Ağustos 2003 yılında The Washington Post gazetesinde kaleme aldığı makalesinde bu durumu açıkça dile getirmişti. Tabii ruhlarında var olan sahte havarilik gösterisini de ihmal etmeden.

“İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından, Amerika kendini Avrupa'nın uzun soluklu değişimine adadı.”

İşte size bir sahte havari sözü. Nasıl da tatlı geliyor kulağa değil mi? Oysa Avrupa’nın uzun soluklu değişimi Ortadoğu’nun sömürülmesi ile doğrudan ilgiliydi. Amerika sömürecek ve mutlu olacak ki emri altındaki Avrupa’yı da mutlu edebilsin.

Bunu hemen sonraki cümlelerinden birinden kolayca çıkarabiliyoruz:

“Tüm bu faktörler, bölgenin istikrarsızlığı için ana sebepler olmakla birlikte, Amerika'nın güvenliğine de sürekli bir tehdit oluşturmaktadır.”

Bu sözü Ortadoğu için söylüyor. 

Sadece kendilerini mi düşünüyorlar sanıyorsunuz?  Onlar,  Ortadoğu halklarını da düşünüyorlar(!)

Bizim işimiz, Orta Doğu'da daha ileri demokrasi, hoşgörü, refah ve özgürlük arayanlarladır.
Başkan Bush'un Şubat ayında da belirttiği gibi, "Dünya, demokratik değerlerin yayılması konusunda oldukça ilgilidir, çünkü istikrarlı ve özgür uluslar, katillik (canilik) ideolojileri doğurmazlar. Daha iyi bir hayat için barış yollarıyla aramalarını gerçekleştirirler."

Gördünüz değil mi, ne iyi insanlar.  Katil devletlerin kendisini gizlemesi de böyle oluyormuş demek ki.  Oysa planladıkları sürecin devamında istikrarlı ve özgür ulusların istikrarını ve özgürlüklerini kan emicilikten sağladıklarını açıkça gördük.  

Ortadoğu’ya  barış, demokrasi, insan hakları getirmek o kadar kolay mı? Değil tabi ki.   

Orta Doğu'nun dönüşümü hiç kolay olmayacak, hem de çok fazla zaman alacak.”  

Gördünüz mü hem zor hem uzun zaman alan bir işmiş!  Doğru, epey zaman aldı. Müslüman halkın acıları ve inlemeleri uzun sürdü.  Hala da sürüyor.

Batılı boşuna plan yapmaz. Dediklerini uygulamaya geçirdiler ve kanlı demokrasilerini, Ortadoğu halkının üzerine bocaladılar. Bize mi? Bize daha güzel şeyler diliyorlar. Bahar onların kanlı demokrasilerine  verdikleri addır. Bizim için planladıkları mevsim ise kıştır. Türk milletinin Anadolu’dan tamamen sökülüp atılması Anadolu için planlanan kış mevsimidir.  Onları bütün acıları, karın ağrıları bizim üzerimize kuruludur.

Ortada bir beka meselesi olduğu kesin. Millet olarak bizi yok etmek isteyen bu kışa hazırlıklı olmalıyız.  Büyük Ortadoğu Projesinin üzerimize göndereceği kışı atlattık mı rüzgar tersten esmeye başlayacak inşallah. Amerika’nın çöküşünü kısa bir zaman içinde göreceğiz Allah’ın izni ile…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık