• 09 Nisan 2019, Salı 12:32
CeylaniAkkoyun

Ceylani Akkoyun

  Seçimin Üç Kaybedeni

31 Mart Yerel Yönetimler seçimi bitmiş olsa da, kazanan-kaybeden tartışması uzunca bir süre devam edeceğe benziyor. İstatistiksel olarak her partinin kazanmış göründüğü fakat psikolojik olarak yenenin yenildiği, yenilenin kazandığı bir çok durum söz konusu. Özellikle İstanbul ve Ankara seçimlerinin açık ara mağlubu Ak Parti görünüyor. Seçimi yüzbin farkla kazansaydı da.

            Ak Parti ve belediyeleri hizmet noktasında; gelmiş geçmiş tüm iktidarlarlarla  kıyaslandığında yarışı açık ara önde tamamlar. Fakat Ak Parti; vatandaşı devletin asık  suratından kurtarması, yol, su, elektrikle kesintisiz tanıştırması, iletişimdeki gelişmeler, fırsat eşitliğinde yoksulun lehine biraz daha kapı aralaması, dağıttığı makarnayla, kömürüyle yaşanmamışları yaşatan bir parti olarak tarihe geçmesine rağmen, bu seçimin psikolojik mağlubu noktasına geldi.

            Mağlubiyete dair yığınlarca sebep söyleniyor, söylenebilir. Ak Parti'nin kuruluş felsefesinden uzaklaşması, dini duyarlılıklarını kaybetmeleri, kibir, Damat'ın negatif algısı, Soylu ile milliyetçi politikalarından aşırı medet umması, hoca olarak anılan zevatın koşulsuz biatı ve iktidarı kutsayacak her tür dini referansa aracılık etmeleri gibi bir çok sebep konuşuluyor.

            Bu sebeplerin neredeyse tamamı kabul edilebilir. Lakin kaybederek kazanan diğer partiler; bu sayılan sebeplerden münezzeh, ahlak abideleri midir. Hiç hırsızları, yandaşları, trolleri, paralı gazetecileri yok mudur. Ülkenin geleceğine dair en büyük düşünce kuruluşlarının kapısında mı yatmaktadırlar, dünyanın en güvenilir know how firmalarıyla mı çalışmaktadırlar. Elbette ki tüm soruların cevabı hayırdır.  Ak Partinin mağlubiyetinde fiziki sebeplerin aranması beyhudedir.

            Ak Parti'nin sosyolojik araştırmalara verdiği önem, kitle reflekslerini okumadaki başarısı bir çok sosyal bilim enstitüsünden daha ileri düzeyde olduğu bilinmesine rağmen, geldiği noktadaki mağlubiyeti, önceden okuyamama başarısızlığından söz edilebilir mi?

            Kitleleri manüple etmede veya yönlendirmede liderlerin fonksiyonu yadsınamaz. Değil Türkiyenin, dünyanın en iyi hatip liderlerinden bir tanesi Ak Parti'nin başındadır.

            Medya, modern zamanların en büyük manüplasyon aracıdır ve ülkedeki medyanın neredeyse yüzde 95'i Ak Parti lehine yayınlarıyla malumdur.

            Reklam, aynı şekilde, kitle manüplasyonlarında etkin bir araçtır ve ülkedeki en iyi reklam ajanslarıyla çalışma kabiliyeti, tüm reklam mecralarını dilediği gibi kullanma imkanı Ak Partidedir.

            Ülkedeki dinli,dinsiz, liberal, aktivist ne kadar sosyal statüsü olan STK, kanaat önderi varsa; Ak Partili olduklarını ilan etmiş, müntesiplerini emir, dinsel ve itibari tüm yönetim araçlarıyla Ak Partiye yönlendirmiş olmalarına rağmen, Ak Parti bu seçimin kazanarak mağlubu olmuş partidir.

            İstanbulda tek başına yüzde 60 oy potansiyeli olan bir partinin, ittifak kurmuş olmasına rağmen on bin, yirmi bin gibi toplam seçmen içerisinde 1000'de 1'e tekabül eden oy farkından medet umar hale gelmesi çok ciddi teknik hataların varlığının göstergesidir.

            Peki nedir bu seçimin hatası ve kimdir kaybedeni?

            Bu seçimin birincil kaybedeni medyadır.

            Medya; sosyal her hareketin birincil derecede  kullanmak istediği aygıt olmasına rağmen, bu kadar kıymetli vasfı bir araya getirme başarısını göstermiş bir partiyi öne çıkarmak adına; manüplatif veya  irrite edici propaganda yöntemleriyle, yaranmak adına, sadece trolllerin kullandığı malzemeleri ölçüsüz yayın politikalarıyla servis ederek, toplum nezninde ciddi negatif algı oluşmasına katkı sağlamıştır.

            Kararında ve doğru etkileşim yöntemleri kullanıldığı zaman öne çıkardığı konulara, pozitif katkı sunan medya, ölçüsüz ve aşırı manüplatif propaganda yöntemleriyle savunduğu bir hareketin mağlub olmasına, şayet anlaşılabilirse, kendisinin ise kaybederek yok oluşuna zemin hazırlamaktadır.

            Bu seçimin ikinci kaybedeni STK ve kanaat önderleridir.

            Anlamın önemli olduğu dönemlerde itibar kazanmış, akçenin itibar kazanmasıyla anlam üzerinden devşirdikleri itibarı, sinsi sinsi akçeye dönüştürme çabası içerisine girmiş bu grup, seçimde tüm varlıklarıyla beka demelerine rağmen tebalarından bekledikleri refleksi alamamışlardır. Toplum kendisinin mi yoksa bu sinsi akçecilerin mi beka sorunu olduğunu çok doğru anlamış ve bunların dinsel, itibari, vatan millet söylemlerinin hiç birine kulak asmamıştır.          Anlam ve bereket ile kurulan bu yapıların, itibar ve akçeyle saltanat sürmelerinden rahatsız olunmuştur. Ak Parti ne yaparsa yapsın, yönlendiricilerin itibarsızlaşması Ak Partinin operasyonel faaliyetlerini boşa çıkarmış, kendilerini ise küçük menfaatler uğruna yok olmaya mahkum etmişlerdir.

            Bu seçimde bir diğer kaybeden ise elbette reklamcılardır.

            Yığınlarca asık suratlı adamın resmini çekip altına “gönül belediyeciliği” yazmanın reklam veyahut gönül kazanma faaliyeti olmadığını en iyi onlar anlamalıdır. Şehrin her tarafını binlerce afişle donatıp, tv'lerde -haber formatında- Ak Parti propagandası yetmezmiş gibi, bir de reklam kuşaklarıyla zihinlerimizi yönlendirmeye çalışan bu duygusuz grafik tasarım ahalisi, aldıkları paranın ötesini düşünebilecek kabiliyette olmadıklarını en bariz ifşa edenlerdendi.

            Kaybedenlere başka unsurlar da eklenebilir. Saydığımız ve sayılabilecek unsurların ortak kaybetme menkıbesi ; gücün orantısız ve yersiz kullanımıdır. Kaybeden olarak saydığımız -bariz- üç faktör, aynı zamanda kazanmak için de geçerli olan faktörlerdir. Medyasız, STK'sız, reklamsız modern zamanlarda seçim kazanılması veya toplumsal hareketlerin belirli hedeflere yönlendirilmesinin imkansızlığı ortadadır. Fakat her gücün bir geri tepme kabiliyeti vardır. Gücün varlığı kadar bunu kullanma kabiliyeti de başarının gerçekleşmesinde önemli bir faktördür.

            Ak Parti'nin iktidara geldiği ilk yıllarda, Sayın Cumhurbaşkanına atfedilen “iktidar olduk ama henüz muktedir olamadık” sözünün bir benzeri bu seçimde cereyan etmiştir. Güç sahibi oldular ama kullanmayı öğrenemediler dersek her halde meramımızı doğru anlatmış oluruz.

            Gücün yanlış kullanımından kaynaklı seçim mağlubiyetinin ortaya koyduğu önemli sonuçlardan bir tanesi de; toplumları hazmedebileceklerininden daha fazlasına maruz bırakırsanız kusmasından başka bir şey beklemeyin olabilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Perviz RAHMANI Perviz RAHMANI 09.04.2019 20:58

Eliniza saglik Ceylani abi cok guzel yazmissiniz tesbitleriniz tam yerinde

yukarı çık