• 03 Mayıs 2018, Perşembe 14:13
CeylaniAkkoyun

Ceylani Akkoyun

İyi-Faydalı / Kötü-Zararlı

Uzaklar arasındaki problemler genellikle tanımlanabilir ve kolay ayırdedici özlliklere sahipken, yakınlar arasındaki ilişkiler her zaman doğru anlaşılabilecek berraklığa sahip olmayabiliyor.

İyi ve kötü kıyas edilirse salim aklın ortaya koyacağı ayrıştırıcı tanımlamalar çok kolaydır. Fakat iyi ve faydalı kıyas edildiğinde aynı netlikte uzak yakın ilişkisi kurulamayabilir veya her ikisi de özdeşik tanımlanabilirler. Kavramlar / kelimeler / olgular arasındaki bu yakınlıklık insan aklına kolaylık sağlamakla beraber aralarındaki literal ve anlamsal sanatın yok oluşunun da sebebidirler aslında. Kelimeler / kavramlar arasındaki yakın anlamlar sosyal hayatın içerisinde anlaşma kolaylıkları sağlarken hukuksal ve varoluş alanlarında ciddi kıyas ve algı yanlışlarına dönüşebilmektedir.

Yakın anlam taşıyan kelimeler / kavramlar magazin içerisinde tartışıldığında, aralarındaki farkların ciddi sorunlara dönüşebileceği konu edilirse de yeterli ciddiyeti ve kabulü yakalama şansı yok denecek kadar azdır. Literal ve olgusal nüanslara en fazla kafa yorup aralarındaki küçük farklardan ciddi sonuçlar üretebilen felsefeciler olsa da uygulayıcılar ve hukukçular nezninde aynı hassasiyetin olduğunu söylemek çok zordur.

Bahsettiğimiz kelimelere doğrudan örnek değilse de çocukluğumuzda uygulanan aman şunu yapma Allah taş eder, kutsallarla kurulan yanlış ilişkilerden kaynaklı çarpılırsın tehdidi, bir iyiyi ihdas etme gayreti ise de iyinin fayda sağlamaya dönük yanlış uygulamalarına örneklik teşkil edebilir. İyi ve faydalı dönem dönem özdeşik olsa da, tüm alanlarda özdeşik algılanmaya başlandığında determinist zihinlerde ateizme, deizme dönüşebilmektedir.

Hayat, evrendeki her zerre ile birlikte ahenk içerisinde akıp giderken problem; insana uygulanan pozitif ayrımcılıkla her şey yok olabilir insan istisna anlayışının beslemesi ile, “iyinin” karşına “fayda” gibi bir kardeşin düşman haline gelmesiyle başladı.

İnsanın yaşamasını mutlak iyi , ölümü ise her zaman kötü olarak besleyen anlayış, adaletin tecellisinde yaşamı mutlak hak olarak algılar hale geldi. İnsanlar ölüyorsa o zaman yüksek adalet iyiyi korumaktan acizdir veya iyi olmanın yüksek adalet önünde bir karşılığının olmadığı algısı
varoluşsal yargılayıcılığı daha magazinsel hale taşıdı. Fıtraten yaşamak arzu edilen bir hal ise de ölümün mutlak iyinin zıddı olmadığını yaratıcı çok kez sevdiği insanların ölümüne müdahale etmeyerek ortaya koymuştur. Bu durumdan ne yaratıcı rahatsızdır ne de ona teslim olan ruh
rahatsızdır. İyi ve kötü insan aklının çizmeyeceği kadar farklı sınırlar barındırır. Bu durumunların hukuksal karşılıkları yaratıcı nezninde ve hakim karşısında elbette bir cebir veya mükafat barındırması algısal doğruluğun dışında bir durumdur.

Aslında insan fıtratı yaratılış itibarı ile iyi ve faydalı, kötü ve zararlı arasında doğrusal bir ilişki kurmaya meyyal ise de evrenin yaratıcısı tarafından süreğen bir şekilde, bu tarz mutlak özdeşlilklerden uzak durulması yönünde uyarıldı. Hayatın içerisinde insan beklentisinin tersine cereyan edem tüm olaylar bu uyarılar içerisinde değerlendirilebileceği gibi münhasıran topluma fayda sağlayanların aslında iyi olmayabileceği vurgusu, bazan beklenmeyen kişilerin elçi olarak seçilmesi bu algının sembolik örneklerindendir. Hz Musa ve bilge kişi arasında cereyan eden olaylar; Faydalı iyi zararlı kötü özdeşikliğinin mutlak doğru olamayacağının en bariz örneklerinden biri olarak tüm insanlığa bildirilmiş oldu. Her şeyin kararında, vasat olması insanın fıtratına uygunken fayda mülahazası ile iyinin kötüleşmesi geçmiş toplumlarda iyi insanların putlaştırılmasına kadar ileri düzeylere çıktığını Kuran bizlere bildirmektedir.

İyi ve faydalı kavramlarının en sinsi meczedilmiş hallerine son dönem siyasi yaklaşımlarda üst düzeyde müşahade ediyoruz. Yıllarca ezilmiş, yok sayılmış bir toplumun iktidarı “iyi” adına devralması ve faydalı işler yapma arzusu süreçte her iki kavrama da ağır yükler yükledi. İyi adına yola çıkanlar, faydayı iyiye eşitleyip yığınlarca yanlışı fayda mülahazası ile iyi gibi yaptılar. İyi'nin talebi toplumsal adaletin tecellisi, verilmiş emanetin iyi adına kullanılması, siyasi egemenlikteki iyi dönemsel olarak imkansız ise de toplumsal adaletteki iyilik mutlak görevleri olmasına rağmen, fayda iyiye onun adına tercih edildi.

Siyasi, bilimsel, Entelektüel alandaki iyi ve faydalı karmaşası dönem dönem vahiyle düzeltilmişken, bugün vahiy adına, iyi adına hareket edenlerin, iyinin yanlışlarla bezenmiş faydaya ihtiyacının olmadığını bilmeleri gerektiği kanaatindeyim.

İyi ve faydalı karmaşası hakkındaki çözümü büyük sosyolojilerde, Uluslararası entegrasyon kurallarında, zorunlu politik tavırlarda beklemiyorum. Bilakis çok basit konularda iyi adına hareket edebilirsek büyük konuların kendiliğinden çözüme kavuşması muhtemeldir.

Kısmet olursa başka bir yazımızda da kötü zararlı karmaşasını gündemleştirmek arzusu ile...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık