• 28 Eylül 2019, Cumartesi 15:29
CeylaniAkkoyun

Ceylani Akkoyun

Ehilleşen İnsan

Evrende her ne varsa bir kurala göre akıp gittiğini Kuran bize haber veriyor. Modern bilim henüz bunların ispatıyla uğraşsa da, yaratılış ve insanlık tarihi Kuran’ın beyanlarını fazlasıyla tasdik ediyor. Yaratılan her ne varsa; çok tutarlı öncül ve sonuç ilişkileriyle hareket ediyorlar. Bu hareketlerin bir kısmı fizik, bir kısmı ise metafizik denilebilecek yasalar çerçevesinde gerçekleşmeye devam ediyor.

Laboratuvar ortamlarında değiştirilebilen bazı fizik kuralları göreceli fayda sağlıyor görünse de, yaratılış tarihi ve insan tecrübesiyle kıyaslandığında, henüz mutlak faydaya karşılık geldiği ispat edilebilmiş değiller. Buna rağmen tüm insanlık; fizik yasalarıyla oynayarak egemenlik kurmanın hayalleri peşinde koşmaya devam ediyor. Bugünün en kıymetli eylemi; fizik yasalarını değişime tabi tutarak yeni fizik yasaları keşfetmeye dönük çabalar haline geldi. Bu fizik yasalarının dönüştürülmesi veya yeni yasaların keşfedilme serencamı bir sona ulaşıncaya kadar devam edeceğe benziyor. Bu değiştirme veya keşif sürecine (göreceli de olsa fayda sağladıkları için) insanlık tarafından dur denilebilmesi şimdilik mümkün görünmüyor. 

Her ne kadar, modernite karşıtlığında mutabık kalmış cılız sesler bu dönüşüm ve keşif süreçlerine karşı durmaya çalışsa da, düşünsel ve eylemsel tutarlılıkları olmadığı / olamayacağı için, bu deneysel çalışmaları bazen karşı durarak, bazen takdir ederek seyretmeye devam edeceğiz. 

İnsan, küçük simya çabalarını görmezden gelirsek, binlerce yıldır ihtiyaç hissetmediği fizik yasalarındaki değişime veyahut sihirli formüle  bu denli büyük bir hırs ve şehvetle neden ihtiyaç duydu. Mevcut keşifleriyle dünyayı yok etme pahasına, gelecek vizyonlarıyla evreni yok etme pahasına (gücünün yetmeyeceği ayrı bir konu olmasına rağmen, inan buna teşebbüsünü artık gizlemiyor) fizik yaslarını dönüştürme gayretinin sebepleri neler olabilir.

İnsan, fizik yasalarındaki batını kısmı keşfetme talebinden önce kendi benliğindeki (fıtratındaki) bir takım eylemsel güçleri durdurma, terbiye etme yoluna girdi. Savaş, kendi tarihi boyunca insanın vazgeçilemeyecek eylemiyken barış adı altında daha kolay egemenlik alanları geliştirdi. İnanç ve onun getirdiği eylemsel sınırlar insanın yaşama tutunmadaki ve mücadelesinin ana muharrik gücüyken, haz ve konfora, kendisinden sonrasını hiç düşünmeden, kısa dönemler için rıza gösterdi. Egemen olamasa bile özgürlük; insanın karakteristik özelliğiyken, maymunlar gibi kafeslerde muz yemek insana daha keyif verir hale geldi. 

İnsan ehilleştikçe ona ait görevlerin bir başkası tarafından yapılması mecburiyeti hasıl oldu. Özgür insanın dış dünyada doğal olarak, belki de hissetmeden yaşadığı tüm aktiviteleri, küçücük kafeste ve sınırsızca yaşama arzusu yeni keşifleri mecburi hale getirdi. İnsan küçücük kafesinde, haz uğruna, özgür fıtratını öldürdükçe, fizik yaslarından daha kolay yaşamanın yollarını aradı. 

Bu haz merkezli yaşamı sürdürebilmesi için metafizik veya ruh dünyasında da bir takım algısal dönüşümler mecburi hale geldi. İnsanın  yaratıcısına bağımlı algısı devam ettiği sürece kafes yaşamının anlamsal formu olgunlaşamazdı. İnançtan vazgeçmek ve yapay inançlarla beslenmek insana hoş geldi ki, kendi varoluşsal kıymetini tanrılıkla taçlandırdı.

İnsanın tanrılık iddiasına rağmen, kafes güvenilmez bir yerdi. Her an saldırıya maruz kalıp köleleşmek mümkündü. Kafesten çıkıp savaşmak yerine kölelik algısını kökten değiştirdi. İnsan köleleştirilemeyecek kadar kutsal bir varlıktır diye tüm dinleri domine edebilecek bir sav geliştirildi. Savaştan elde edilmesi umulan bir kazancın önü kesilmiş oldu. 

Kafeslerde haz uğruna yaşayan insanın yerine, işleri yapacak tanımlı kölelerin de yok olmasıyla, boşalan iş gücünü doldurmak için makineler icat edildiyse de, makineler kafestekilerin açlığını gideremedi. O güne kadar fıtri yaşamın omurgası olan, adeta dünyayı imar için yaratılmış, evindeki ve fıtri ihtiyaç olan kamusal tüm uğraşları karşılıksız ve büyük bir huzurla icra eden anne, kafestekilere yem sağlayabilecek en uygun aday haline geldi.  Ama önce ruhu kirletilmeliydi ki reel karşılığı olmayan para denilen nesneye talip olabilsin. Bir annenin ruhu kirletilip kadın sıfatına, bayan sıfatına indirgendikten sonraki süreç çok uzun sürmedi. Anne görsel şovlara yenik düştü. Kafestekilerin ihtiyaç duyduğu iş gücü gönüllü bir şekilde ortaya çıkmış oldu. 

İnsan ehilleştikçe, ihtiyaç duyabileceği her şeyi; ya dönüştürerek veya keşfederek çözümleyebilme kabiliyetine kavuştu. Kafes insanı bir tane muz yiyebilmek için, tüm fizik yasları iğfal etmekten, fıtri tüm temizlikleri kirletmekten utanmadı. İnsan ehilleştikçe kendi fizik gücüyle yıkamayacağı bir çok şeyi tarumar etmeyi başarmış oldu. 

Bugün insanlığın gelecek korkusunun ve bu korkuyu yenmek adına verdiği tüm yıkımsal çabaların temelinde kendisini ehilleşmek adına kapattığı kafesin zararlarını hayatımızın her alanında müşahade ediyoruz. İnsanın kendisini ehilleştirme süreci gelinen noktanın yegane sorumlusu değilse de en büyük aktörlerinden biri olduğunu görmemiz gerekiyor. 

İnsanın ehilleşme süreci aynı zamanda insanın yok olma sürecidir de. Fıtri bir yaşam alanına yeniden dönmenin ilk aşaması; insanı kafesten çıkartıp şahsi çabalarıyla muz arama serüvenine yeniden başlatmak olabilir. Savaş pahasına, ölmek pahasına. Aksi takdirde zihinsel ve ruhsal bozulmanın faturasını fizik yasalarının iğfaliyle çok daha vahim bir şekilde ödeyeceğiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


hakan akyılmaz hakan akyılmaz 29.09.2019 13:07

Aslında değindiğiniz noktalarda gerçekten haklısınız. İnsanın kendini ehlileştirmesi... Kulağa ne kadar doğru geliyor. Ama anlayamadığım şey fizik yasalarının değişmesi. Nasıl olabilir ki bu?

Ceylani Akkoyun Ceylani Akkoyun 03.10.2019 12:29

Fizik yasalarının değişmesi dediğimiz konu ontolojik bir değimi kast etmiyor. İyilik ve kötülük yaratılış itibarı ile masumdur. İnsan sınanan bir varlık olması sebebiyle iyi ve kötü tanımsaldır ve insan içindir. Fizik yaslarında da bozulma dediğimiz varoluşsal değil insanın sınırları zorlaması ile alaklı bir durumdur. Konunun doğrudan örnekliği yoksa da insanın bilgiyi ahlaksızca kullanımı bakara suresinde geçen sihrin kullanımıyla ilgili öğreti ve kullanım örnekliğinde görülebilir.

yukarı çık