'Trump İsrail için varoluşsal bir tehdit'

'Trump İsrail için varoluşsal bir tehdit'
  • 27 Mart 2019, Çarşamba 13:43

ABD’li ünlü yazar Thomas Friedman, özellikle Trump yönetimindeki ABD’nin İsrail için varoluşsal bir tehdit haline geldiğini savundu.

Friedman,New York Times gazetesinde kaleme aldığı makalede, İsrail eski İstihbarat Başkanı Amos Yaldin’in sözlerine yer vererek görüşlerini destekledi. İsrail eski istihbarat başkanı, İsrail’in iki varoluşsal tehditle yüz yüze olduğunu söylüyor: İlki nükleer güç İran, ikincisi ise iki etnik unsurlu bir devlete dönüşme tehlikesi. Bu durumda 2.5 Milyon Filistinlinin yaşadığı Batı Şeria’nın işgalinin sürekli hale geliyor. Ona göre İsrail ilk tehditle yüzleşecek stratejiye sahip ama ikinci tehditle yüzleşebileceği hiç bir stratejisi yok.

Friedman bu iki tehdide ABD’den gelen üçüncüsünü ekliyor. Bu tehdit sadece Trump’tan değil, kongredeki taraftarları ve Amerika’daki en güçlü İsrail lobisi olan AİPAC’dan gelmektedir.

Tam bu noktada Friedman ironik bir üslupla, ‘Bu ABD’nin İsrail’e karşı ölümcül sevgisidir’ diyor.

Yahudi asıllı ABD’li yazar, Başkan Trump’ın ‘İsrail için her şey mübah’ tarzının, onun açısından gelecek seçim kampanyası öncesi Amerikalı Kumarhaneler kralı aşırı sağcı yahudi Sheldon Addison’un yardımlarını almayı hedeflemekten öte bir anlamı olmadığı kanısında. 

Trump, aynı zamanda Demokrat Parti’yi bırakıp kendi partisi Cumhuriyetçi Partiye oy vermeleri için Yahudi seçmenleri de ikna etmeye çabalıyor. Bu anlamda İsrail Başbakanı Netenyahu’dan yardım talep ediyor. Bunun karşılığında Netenyahu’ya istediğini vermekten imtina etmiyor. Netenyahu’yu yeniden hükümet başkanı olarak görme isteğini zımni olarak açık ediyor.

Ancak yazar, AİPAC’ın bazı yetkililerinin endişeli olduğunu ve bu sürecin İsrail açısından trajedi ile sona erebileceği endişesi taşıdıklarını ancak aleni olarak konuşmaktan korktuklarını dile getiriyor.

Batı Şeria’daki nüfuzunu/işgalini daim haline getirme çabasında Netanyahu’ya verilen destek yazara göre, Trump, kongre ve İsrail lobisinin Filistin’de yönetimin tamamen çökmesi ile sonuçlanacak bir statükoyu yerleştirmesine neden olacaktır.

Bu durumda Filistinliler İsrail vatandaşlığı istediklerini söyleyecekler ki bazıları fiilen söyledi de. Hal böyle olunca, 2.5 Milyon Filistinliye hükmeden İsrail ya onlarla yönetimi eşitlik ilkesi merkezinde paylaşacak ya da sistematik olarak bu haktan onları mahrum edecek.

Friedman, bu senaryonun gerçekleşmesi durumundaABD’deki sinagoglarda, aralarında AİPAC’ın da olduğu Yahudi kuruluşlarında İsrail’in ne yapması gerektiği üzerine çok ciddi tartışmalar ortaya çıkacağını vurguluyor. Yazar, Yahudiler arasında görüşme masasına da sunulmuş iki devletli makul çözüm seçeneğine inananların olduğunu ama henüz tartışmaya dahil olmadıklarını da sözlerine ekliyor.

Yazar, ABD başkanının misyonunun kırmızı çizgiler çerçevesinde İsrail başbakanları ve Arap liderleri aşırı uçların tehlikesi konusunda uyarmak ve makul ölçülerde kalmalarını sağlamak olduğunu dile getirdikten sonra ifadelerini şöyle sürdürüyor: ‘Ülkelerindeki aşırılara diyecekler ki, kalbim sizinle. Ama sizin yaptığınız çılgınlığı yaparsam ABD başkanı kollarımı kırar. Size olan sempatime rağmen önerilerinizi yerine getiremeyeceğim.’

Ancak Trump bu misyondan vaz geçti ve bunun yerine Batı Şeria’yı idare eden Filistin yönetimini zayıflatarak burayı ilhak etmek isteyen İsrail’in önünü açma politikası uyguluyor diye devam ediyor.

Friedman, ABD’nin (yazarın hayati derecede önemli gördüğü) güvenlik alanındaki işbirliğine rağmen İsrail’e karşı kışkırtıcı tavır takındığı gerekçesiyle Filistin yönetimi başkanı Mahmut Abbas’ı zayıflatma politikasının devam ettiğini, buna karşın Netanyahu’nun İsrail sınırları içerisinde yaşayan Arapları provoke etmesine ses dahi çıkarmadığını hatırlatıyor. Netanyahu, onların gerçek İsrail vatandaşı olmadıklarını söylemişti. 

Trump yönetiminin Netanyahu’nun Arap düşmanı aşırılıkçı partilerle yaptığı ittifaka sesini dahi çıkarmaması yazara göre mide bulandırıcı bir durum. Yazar kongredeki Demokrat Partililerin de aynı durumda olduğunu ve İsrail ırkçılığına ses çıkarmak yerine İlhan Omer’in açıklamalarını antisemitik olarak nitelemek için yarıştıklarını da hatırlatıyor.

Friedman, Filistin yönetimini yolsuz, yönetim anlamında kötü hatta zaman zaman şiddet teşvikçisi olarak gördüğünü ve sempati duymadığını ama Trump yönetimi ve kongrenin ortaya koyduğu tutumun ‘stratejik artçıları’ olacağına inandığını dile getiriyor.

Yazara göre Hamas Hareketi İsrail için varoluşsal bir tehdit içermiyor. Ama aynı zamanda Batı Şeria'da Filistin yönetimi çöker ya da gençler İsrai’le çatışmasında kitlesel olarak Hamas’a katılmayı seçerse, İsrail’in yüz yüze kalacağı stratejik meydan okumanın boyutu çok büyük olacak uyarısını da yapmaktan geri durmuyor.

Makale Al Jazeera'den Türkçe'ye Buülke tarafından tercüme edilmiştir.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık