"Amerika hep İsrail seçimlerine burnunu sokmuştu"

  • 08 Nisan 2019, Pazartesi 13:10

Al Jazeera English sayfasında Akiva Eldar “Amerika hep İsrail seçimlerine burnunu sokmuştu” başlığıyla bir makale kaleme aldı. Eldar yazısında “Ancak Trump bunu barış süreçlerini bu kadar umursamadan bunu yapan tek başkan” ifadelerini kullandı. ABD’nin İsrail seçimlerine tarih boyunca çeşitli boyutlarla etki ettiğini aktaran yazarın makalesi şu şekilde.

Bu yılın ilk aylarından bu yana İsrail otoyollarının kenarları dev ilanlarla ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netenyahu’nun el sıkıştığı fotoğraflarla donatılmaya başlandı. Panoları donatan bu ilanların içerisindeki en çok kullanılan slogan ise “Netanyahu farklı bir ligde” oldu.

Bu reklamları süsleyen meşhur fotoğrafı Trump kendi instagram hesabından 5 Şubat tarihinde paylaşmıştı. ABD’nin Kudüs’te bulunan elçiliği bütün ısrarıyla Trump’ın yaklaşan seçimler için Netenyahu’ya asla bir iyilik yapma girişiminde olmadığını beyan ediyor.

Ardından 25 Mart’ta Trump Netenyahu’yu ABD’ye davet etmiş ve  İsrail’in işgal ettiği Golan Tepeleri üzerindeki varlığını resmi olarak tanıdığını ilan eden bir bildirge yayınlamıştı. Trump yönetimi bu hareketini “52 yıl sonra ABD’nin Golan Tepeleri’nin israil’e ait olduğunu tanıma zamanı gelmiştir.” şeklinde İfade etti.

Burada esas soru ise “Bunca zaman bekleyen Amerika neden üç hafta de İsrail halkının kendi seçimini gerçekleştirmesi ardından bu açıklamayı yapmadı.” sorusu. Trump yönetiminin bu aceleci baskısının sebebi ne? Ki ABD’nin Arap bölgesine karşı gelenekselleşen tutumunu ne değiştirdi de 1967’den beri işgal altında bulunan toprakları İsrail’in egemenlik alanı olarak tanıdı, seçimlerden sadece bir hafta önce?

Bu hamlenin İsrail ve ABD iç politikalarının ve bu iki ülkenin politikalarını birbirine bağlayan Yahudi ve Evanjelik lobilerin bağlamı dışında olduğunu düşünmek saflık olur.

ABD’nin Golan Tepeleri’ni İsrail bölgesi olarak tanıma kararı bütün medyada tepki ile karşılandı. ABD’nin Kudüs’e büyükelçiliğini taşıma kararında olduğu gibi. Netenyahu dünyanın süper gücünün Ortadoğu politikasını değiştirdiğine dönük söylemi için tüm bu aşamalarda kredi topluyor.

İsrail’deki ulusal uzlaşma Golan Tepeleri, Kudüs’ün Doğusu ve yerleşim bölgelerinin İsrail’e katılması yönündeki adımlara büyük destek sağlıyor. Siyonist Parti Netenyahu'nun yaptıkları ve ABD nezdinde elde ettiği kazanımlar açısından “Tarihi diplomatik başarı” şeklinde tanımlıyor.

İsrail’deki hâkim parti olan Likud Partisi’nin içindeki kaynaklar sonra Trump’ın tüm bu işgalleri meşrulaştıran uygulamalarından ve seçimler geçtikten sonra İsrail’e bu işgaller karşılığı para ödetme yönünde bir politika izleyebileceği görüşünde.

Şimdiye kadar Trump İsrail’e nihayi antlaşma için sus payı ödüyor. Trump şuana kadar İsrail’e bedavadan ikramlarda bulunuyor. Bunu yaparken de Filistinlileri ekonomik ve diplomatik olarak ölüm diyetine mahkûm ediyor. İsrail seçimlerine burnunu sokan Trump’ı haleflerinden farklı yapan da işte tam bu nokta.

Geçmiş dönemde Jimmy Carter’dan Bill Clinton’a kadar İsrail seçimlerine dışarıdan müdahale eden ABD başkanları oldu. Ancak bunlar ABD’nin ön gördüğü barış sürecine uygun bir hükümetin başa getirilmesine yönelik girişimlerdi.

Barış sürecinin içerisinde diğerlerinden daha çok rol alan yönetimler olmuştu. Ki bunlar ABD’deki muhafazakarların yani İsrail’in dostlarının baskılarını egale etmişlerdi. Ancak bugün Trump İsrail dostlarını memnun etmek için barış görüşmelerini baltalayan tek ABD başkanı oldu.

Başkan Carter İsrail ve Mısır arasındaki barışı sağlamak için çok zaman harcamıştı. Bu yolla 1981 İsrail seçimlerinde çok büyük bir etkiye sahip olmuştu. Hakim Likud Partisi meşhur Camp David Antlaşması sonrasında ortaya çıkan Enver Sedat’ın, Carter’ın ve İsrail Başbakanı Menachem Begin’in 1979’daki verdiği o fotoğrafı seçimlerde kullanmıştı. Bu üçlünün el sıkıştığı o fotoğraf şuandaki hakim olan Likud Partisi’nin seçimleri kazanmasını sağlamıştı.

Bir yirmi yıl sonra 1992’de Baba Bush olarak bilinen George Herbert Walker Bush da İsrail seçimlerinde büyük bir rol oynamıştı. Baba Bush 60 yıllık süreçte İsrail’li yerleşimci meselesini barış sürecinin içine alan ilk başkan olmuştu.

Bush bu süreçte İsrail yerleşimleri için 10 milyar dolarlık kredi garantisi vermişti. Bu dönemde Likud Partisi Yitzhak Shamir tarafından yönetiliyordu. Shamir Demokratlar tarafından çoğunluğu elde bulundurulan kongre ve Yahudi lobisi tarafından destekleniyordu. O dönemde de Baba Bush’un İsrail seçimlerine burnunu soktuğu eleştirisi yapılıyordu.

1996 yılında Yitzhak Rabin suikast sonucu öldü. Bu süreçte Bill Clinton Shimon Peres’in yönetime gelmesi yönünde çaba harcadı. Clinton 30 ülkenin katılımıyla Mısır’da bulunan Şerm-ül Şeyh’te Peres’e eşi bulunamayacak bir fotoğraf verme imkanı verdi. Barış sürecinin yönetmesi için onu İsrail’e ABD Hava Kuvvetleri ile götürdü. Ayrıca ona fazladan ABD yardımı sözü verdi.

Clinton 2018’de İsrail resmi kanalı Channel 10’a verdiği röportajda kendisinin Peres’e  yardım ettiğini itiraf etti.

Tüm bu süreçler boyunca ABD Başkanları kendi öngördükleri barış sürecine katkı sağlayacak liderlerin seçimi için İsrail seçimlerine müdahale etti. Ancak bugün yaşanan şey ise tam tersi. Trump ABD’nin ön gördüğü barış sürecine bile karşı bir lidere Amerikan imkanlarını sınırsızca açmış vaziyette.

Makale Al Jazeera'dan Türkçe'ye Buülke tarafından tercüme edilmiştir.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık