Sinema modern çağın büyüsüdür. 

Sinema modern çağın büyüsüdür. 
  • 07 Aralık 2018, Cuma 16:00

Güngör Kurt

Ne yazık ki biz müslümanlar sinemanın ne menem bir şey olduğunu henüz farketmiş değiliz. Beyaz perdede bir dünya kuruluyor ve o sanal alem bir süre sonra yaşadığımız hayatla birbirine giriyor. Neticede hem islam coğrafyası hem de batı halkları manipülasyona açık hale getiriliyor. 

Sanmayalım ki senaryolar yazılırken filmler çekilirken masum sanat kaygısı güdülmekte. Hayır, bu devasa sektörün arkasında dünyaya hükmetmek arzusunda olan güçlerin olduğunu ve ellerindeki bu sihirle bir dönem Firavun’un büyücülerinin asaları ile insanları güttükleri gibi bugün de sinema ile algı operasyonu yaptıklarını unutmamalıyız.

Bu girizgahtan sonra bir Hollywood filmiyle yukarıdaki anlattıklarımı örneklendirmeye çalışayım;
Hollywood yapımı “Akıl Dışı”. Film bir müslüman terörist(!) ve canlarına kıymak istediği ABD halkı etrafında gelişiyor. 
Bu vahim durumda vicdanlara ne yapması gerektiği konusu telkin ediliyor. 
Filmde müslüman terörist(!) ABD’nin çeşitli şehirlerine dört adet atom bombası koymuş ve her ne hikmetse kendisini yakalatmıştır. Şimdi sorun şudur : Müslüman terörist(!)e bombaların yeri söylettirilmelidir. Filmde rasyonel aklı temsil eden bir işkenceci (guatanamo, CIA) ve ABD’de ki normal vatandaşın vicdanını temsil eden FBI ajanı bir kadın.

Filmin başında işkenceci eleman müslüman terörist(!)in tırnaklarını falan söker. Tabii FBI ajanımız karşı çıkar, bunun insan haklarına ve insanlığa aykırı olduğunu söyler. Ve müdahele etmeye kalkar. Bu, gerçeği göremeyen vicdandır. Lakin filmimiz boşuna mı çekiliyor?! Bu saf vicdanı (FBI ajanı) filmin sonuna doğru şu sözü söyleyecek noktaya getirir: “Ne duruyorsun geçip devam etsene!” Hatta kendisi işkence odasına girip bizzat işkence yapar!

ABD halkına müslüman terörist(!)in bedenine işkencenin her türlüsünü Kabul ettirmek filmimizi kesti mi sanıyorsunuz!... Yok, hayır. Kesmedi, kesmez. Müslüman terörist(!)in hanımı getirilir ve gözleri önünde boğazı kesilir.
Saf vicdan önce bu durumu kabullenemez. Tamam işkence yapılmalı ama bu fazla değil miydi? Senaryonun devamında rasyonel akıl yine devreye girer ve vicdanlara galabe çalar. Nihayet üç adet bombanın yeri rasyonel akıl sayesinde bulunmuştur. 

Filmde seyirciye aslında “bu yapılan işkenceler ve zulümler sizin aileniz ve çoluk çocuğunuz içindir” mesajı sürekli işlenmektedir. İşkencecimizin de sevimli bir kızı, sevdiği bir eşi ve mutlu bir yuvası vardır. Elinin kanını yıkadıktan sonra haplarını alır ve huzurlu bir aile babası olarak ailesiyle görüşür. 
Mesaj açıktır, bu adam sizin için çalışıyor ve olması gerekeni yapıyor. 

Her neyse işkenceyi kabullendik. Hanımına da gerekirse işkence yapılabilir, o da tamam. Ama vapurdaki işportacılar gibi filmimizi bu da kesmez. Çocukları getirilir, son bombanın yerini öğrenmek için onlara da işkence yapılacaktır. Lakin vicdan isyan eder ve bu arbedede müslüman terörist(!) silahı kapar ve kendini vurur. Son atom bombası saf vicdan yüzünden öğrenilememiştir. 

Ve final... Bomba geri saymaktadır. Ölecek milyonlarca çocuktan sorumlu olan müslümanlara yapılacak her türlü zulmü sonuna kadar savunamayan vicdanınızdır. 

Sonuç; her ne kadar işkence kötü olsa da ABD yani Batı kendi medeniyetini, menfaatlerini korumak adına müslümanlara her türlü işkence yapma hakkına sahiptir. Hatta insanlığın geleceği için bu elzemdir de!!!

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık