Özgür iradenin yokluğu (!) üzerine bir röportaj

Star Gazetesi, Açık Görüş bölümünde yapay zeka tartışmalarının da bir konusu haline gelen özgür iradenin var olup olmadığını, varsa cesameti ve mahiyetinin neliğini bu alanda çalılşmalar yapan Prof. Dr. Sinan Canan ile konuşuldu.

Özgür iradenin yokluğu (!) üzerine bir röportaj
  • 05 Kasım 2018, Pazartesi 18:00

l İnsanın bilinçli bir varlık olmadığını, seçimlerinin ve eylemlerinin özgür bir iradenin kullanımı ile gerçekleşmediğini söyleyenler, genelde bu iddialarını ateizmle ilgili bir yere taşıyorlar. Bir modern bilim emekçisi sıfatıyla ve de bu konularda düşünce üreten inançlı biri olarak sizin ne düşündüğünüz zannımca önemli…

Aslında insanın iradeli bir varlık olduğu ile ilgili bilimsel bir kanıt yok. Haddizatında “özgür irade” kavramı bizim kültür ve inanç dünyamıza ait bir kavram da değil. “Free will” Descartes’in ortaya attığı bir kavram. Biz de ise “cüzî irade” var. Cüzî irade var tamam da bu iradenin ne kadar cüzî olduğunu kimse sormuyor. İlahiyatçı arkadaşlarla da bu konuyu konuştum. Bugüne kadar bunun ne kadar cüzî olduğunu soran olmamış. ‘Cüz’ ve ‘küll’ ayrımına bakarsanız cüz, kuantum boyutta tespit edilemeyecek kadar küçük anlamına da geliyor olabilir. Dolayısıyla belki aradığımız iradenin kanıtı, bilimsel yöntemler ya da standart ölçüm yöntemleriyle elde edemeyeceğimiz kadar cüzî olabilir. Yani bu yaşadığımız maddi dünyada iradenin etkisi çok küçük ise belki onu, bu küçüklüğünden dolayı tespit edemiyor olabiliriz.

Karar verme süreçleri ile ilgili şimdiye kadar yapılan deneylerde, çeşitli görüntüleme teknikleri ile elde edilen bulgularda, bilincin karardan sonra geldiğini görüyoruz. Bilinçli olarak karar verdiğimizi sandığımız şey, aslında bilinç dışında yapılan işlemlerin doğal bir sonucu. Zihin, bilinci ona adapte ediyor. Beyinde zaten şöyle bir mekanizma vardır: Bağdaş kurup oturduğunuzu düşünün. Ayak baş parmağınızla burnunuza aynı anda dokunun. Beyin bu iki dokunmayı aynı zamanda algılar ama ayak başparmağınızdan beyne giden sinyalle burundan giden sinyal arasında 100 ms kadar fark vardır. Beyin aradaki farkı kompanse ederek kapatır ki eşzamanlılık algısı bozulmasın. Bilinçte de benzer bir mekanizma olması normal. Çünkü çok fazla veri işleme giriyor. Özellikle arka planda, bizim bilmediğimiz ve örüntüsel algı dediğimiz karmaşık tespit sisteminde işlemler çok spontane olduğu için rasyonel aklımız, yani bilincimiz o basamakları takip edemiyor. Dolayısıyla muhtemelen o bizden önce karar veriyor ve çok dar olan bilinçli zihnimiz de ona eşitlenip intikal ediyor.

l Peki karar veren kim?(Gülüşmeler)...

İşte karar veren; “Bir ben var bende benden içerû.” İrade konusunda esas problem: Nedensiz, herhangi bir girdi olmadan oluşan çıktılar. Şimdi bu zaten bana sorarsanız Sünnetullah’a aykırı. İslam teolojisi mantığı ile bakarsak tabiatta her şey sebeplere bağlanmıştır. Bu her şeyden insan da ari değildir. Karar mekanizması da aslında bir etki-tepki sistemine dayanıyor. Biz ne kadar nedensiz kabul edersek edelim onların hepsinin ardında ölçülebilir tespit edilebilir bir saik vardır.

l Schopenhour, dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu savunur. Siz böyle bir şeyden bahsetmiyorsunuz kuşkusuz ama yine de bu bahsettiğiniz şey bizi katı bir determinizme götürebilir. Evrenin yasaları için bile bu henüz tartışılan bir şeyken siz insan için de bir tür belirlenimcilikten söz ediyorsunuz. Bunun kapsamı nedir? Dışında kalan bir şey/yer yok mu?

Burada, bu fikri akla sokan bir şey var. Şimdi bunların tamamını biz topladığımızda, etki-tepki sisteminin maddi alemin en temel yasalarından biri olduğunu görüyoruz. ‘Bu yasaların geçerli olmadığı bir yer var: Kuantum fiziği. Kuantum fiziği de maddenin dokusunu oluşturduğu için orada tam iradeye uygun bir yer var. O da dalga fonksiyonun çökmesi. Bilinç, dalga fonksiyonun çökmesine neden oluyor. Dalga fonksiyonunun çöktüren şeyse herhangi bir makro, fiziksel eylem değil, aslında niyet. Sadece niyet, kuantum tabanlı rastgele sayı üreten mekanizmayı değiştiriyor. Zihnin sonsuz olasılığa sahip dalga fonksiyonu belli bir durumu çökertebiliyor. Bir gerçekliğin var olmasına aracılık edebiliyor. Şimdi bizim beynimizde maddi bir yapı olduğuna göre ve zihnin işleyişi beyinden gerçekleşiyorsa beyindeki süreçlerin kuantum bir tarafının olması lazım.

l Ama bilincin beyinde ortaya çıkan bir şey olduğuna katılıyorsunuz  değil mi? Bunun delili olarak da genelde anestezi örneği verilir. Gerçi zihinsel süreçlerin yeri beyin olsa da bilinç için bir yer tespiti henüz yapılabilmiş de değil.

Şöyle! Beyni aldın mı geriye bir şey kalmıyor. Ama hala anestezinin de nasıl işlediğini bilmiyoruz. Beyni mi uyuşturuyor yoksa başka bir şeyi mi bilmiyoruz. Burada şu ikilem her zaman açık: Televizyonu kırdığınızda yayın kesilir. Ama bu yayının özünün kaybolduğu anlamına gelmiyor. Alıcı bozuluyor. Böyle bir şey de olabilir. Beyin bir arayüz mü, yoksa üreten şeyin kendisi mi bilmiyoruz.

l Siz kitaplarınızda insanın algı imkanlarının sınırlı olduğundan bahsediyorsunuz. Buradan hareketle insanın, beyni kavramada ve evrenle kurduğu ilişkide tümüyle bir hakimiyet sağlayamayacağını söylüyorsunuz. Beyin ve bilinç ile ilgili araştırmalarda da aynı handikap karşımıza çıkıyor. Meseleyi indirgemeci bir mantıkla sadece nörolojik süreçlere hapsederek/hasrederek insan bilincini anlamaya çalışmak yöntemsel olarak kusurlu değil mi?

Bu metafiziksel bir kabuldür: Varlığın maddeden ibaret olduğu, maddenin de ölçülebilir bir takım kurallara göre hareket etmek zorunda olduğu... Ama bugün, bu kabul zorlanıyor çünkü fizik bize tam tersini söylüyor. Makul olanı bence: Beytü’l- Hikme akademisyenlerinin ve tarih boyunca gerçekten akıllı birçok insanın yaptığı gibi, var olan gözlemsel veri ile duygusal/hissi/sezgisel olan kısmı birleştirip kadim olanı anlamaya çalışmak. Sadece bilimle bilimi anlamaya çalışmak bir kısırdöngüdür. Burada ilahiyatçıların müthiş bir katkısı olabilir ama maalesef ilahiyatçılar hala ‘evrim var mı, yok mu?’ diye kısır bir tartışmayı sürdürüyor. Bu döngüyü aşamadıkları için de insanlık bilgisine katkıda bulunamıyorlar.

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık