Milli Eğitim Bakanımıza Açık Mektup

Eğitimci ve yazar İlhan Kurt, eğitime dair temennilerini ve öngörülerini, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a ithafen bir açık mektup kaleme aldı.

Milli Eğitim Bakanımıza Açık Mektup
  • 25 Temmuz 2018, Çarşamba 16:19

Sayın Bakanım,

“Size bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum. Yıldızların göğe umut saçtığı bir gece yarısı.   Sancılarımı dizlerime indirip yüreğime serpilen serin sulara şükrederek sarıldım kaleme.  En derin yaralarımın acılarını bastırıp, çığlıklarımı ciğerlerime hapsederek doğacak şafak için duaya durdum. Zihinleri iğdiş eden, fikirleri örseleyen, duyguları dumura uğratan bu alaca karanlığın biteceği umuduyla damlıyor kalemimin mürekkebi.

Bu mektubu bir gece yarısı yazıyorum ama kimseler görmesin,   makam atlayan başvurudan hüküm giymeyeyim diye değil, zira böyle korkularım hiç olmadı.  

Gönlünüz hoş olsun kabilinden sözler de etmeyeceğim size. Söyledikleriniz eğitimi yönetenler için yeni miydi bilemem fakat kendini geliştirmek için biraz çaba sarf eden eğitimciler için yeni şeyler değildi ama yine de farklı bir şeyler vardı. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ancak nedendir ilk defa söylenenlerin yapılabileceğine dair umutlandık. İşte bu yüzden gecenin sekinesi içinde şafağa iman etmiş biri olarak yazıyorum bu satırları.

Yirmi üçüncü eğitim yılını çalışan bir eğitimciyim.  Bu zaman diliminde öğretmenlik,  müdür yardımcılığı, okul müdürlüğü, il ve ilçe milli eğitim şube müdürlüğü görevlerinde bulundum.  Size bu görevlerim sırasında tespit ettiğim boşluklardan bahsetmeyeceğim. Biliyorum ki siz zaten bunlara vâkıfsınız.  Mesela siz ilkokuldan lise son sınıfa kadar gelen bir öğrencinin 2808 saat Türkçe, 1872 saat Matematik öğretimi aldığı halde sınava hazırlanırken bir kaç yıl etüt merkezine gitmeye ihtiyaç duyduğunu bilenlerdensiniz.  Çalışanlarının nasıl teşvik edileceğini bilen birisi olarak görevinize başladığınızda söylediğiniz güzel sözleri hak eden binlerce öğretmen ve yönetici ile beraber hak etmeyen yüzlerce yönetici ve öğretmenin okullarda görev yaptığını da bilirsiniz. Hatta görev yapan birçok nitelikli öğretmenin, nitelikli yöneticilerin yanı sıra onun eline su bile dökemeyecek nitelikte yöneticilerin eline teslim edildiğini de görmüşsünüzdür.

Sayın bakanım bununla beraber bu mektuptaki gözyaşlarım bir eğitimciden çok bir babaya ait olacaktır.  Zira eğitim sahasında aldığım görevlere rağmen bana eğitim sistemsizliğimizin gerçek yüzünü gösteren veli oluşumdur. Öğretmenler odasına çocuğunun durumunu konuşmak için gelen bir veliyi ancak veli olarak gittiğim de anladım. Çocuklarımızın darağacı haline getirilen eğitimin ucunda bir ipte sallandığını TEOG’a hazırlanırken günlerce gözyaşı döküp “Baba ben tekrar hastalığına yakalandım!”  diye boynuma sarılıp ağlayan oğlumdan öğrendim.

  Çocuklarının öğretim dışındaki meziyetlerinin de gelişmesi için çabalar sarf eden bir baba olarak yapabileceği bütün sporların ana malzemelerini önüne dizip; oğul hepsini dene ve istediğini seç dediğim zaman bu sistem içinde idealist bir yaklaşımın çocukları nasıl perişan ettiğini gördüm.  Ona bir çalgı aleti çalmasının, güzel sanatlarla uğraşmasının, derslerle birlikte kitap okumasının hayattaki başarısına ve mutluluğuna yapacağı katkıları anlattığım halde ders yoğunluklarının ve sınav denilen kıskacın çocuğuma/muza bunlar için müsaade etmediğini çaresizlik içinde gördüm. 

Bütün bunlara rağmen yoğun bir tempo ile oğlumu hem sporda hem de eğitimde (maalesef klasik)   bir yerlere taşımayı başardım. Şimdi yol ayrımındayız futbolu bırakıp sınavı ciddiye alırsak üst düzey bir okulu kazanma şansı yüksek, ya da sınavı askıya alıp futbola devam edersek en iyisini yaparak profesyonel olma şansı yüksek. Şunu da iyi biliyoruz ki hangisinden taviz verirsek onu yeniden toparlama şansımız artık eskisi kadar olmayacak. İşin ilginç tarafı hayatın bunların toplamından ibaret olmadığının bilincinde bir babayım fakat yine de taşlaşmış bir algı ile hareket edip onlarsız hayat olmazmış gibi davranan velilerle aynı güzergâhta yürüyorum. 

Sayın bakanım 2018-2019 eğitim öğretim yılında benim delikanlı bir Anadolu imam hatip lisesinin son sınıfında okurken 40 saat derse girecek, saat 16.00’da eve gelecek 1 saat dinlendikten sonra futbol oynadığı takımın antrenmanına gidecek, yol süreleri de dâhil antrenman 4 saate yakın sürecek. Bu delikanlı eve dönünce o yorgunlukla hem okul derslerine çalışacak hem de üniversite sınavına hazırlanacak.  Üstelik bu sistem bana okulda ağzıyla kuş tutsa etüt merkezine gitmeden olmaz diyor. Bir delikanlı için hafta sonu dinlenme ve eğlenmeye ayrılacak vakit olması gerektiği halde sınava hafta sonu hazırlansın diyebilirdim; fakat onun bir günü de maç nedeniyle gidecek. Hem okuyan hem sanatla ve/veya sporla uğraşan bütün çocuklarımız bu durumu yaşıyorlar. Üstelik sadece sınav zamanı değil eğitim hayatlarının her yılında.  Geleneksel veya modern bir veli bakışından hangisi ile bakarsam bakayım elinden tutulmaz bir sistemle karşı karşıyayım.  Ben burada neden başarılı sanatçı, yazar ve sporcu yetiştiremiyoruz sorusunun cevabını görür gibiyim. 

Geri çekilip olaya bir kez daha baktığımda süper kahraman diye örümceklerin ısırdığı adamları bize gösteren Batılı bizim çocuklarımızı görseydi gerçek süper kahramanın nasıl olduğunu görürdü.

Sorunları bir okulun eğitim-öğretim saatleri içerisinde halledecek bir sistem kurmak varken ısrarla nesillerimizi harcayan bu sistemi sizin sürdürmeyeceğinizden eminim. Fakat sayın bakanım planlarınızın 2018-2019 yılını kapsamadığını ve mâkul olanın da bu olduğunu biliyorum. Yine de sizden bu yıl son sınıfta okuyacak çocuklara da bir formül üretmenizi rica ediyorum. Zor olduğunu da düşünmüyorum. Son sınıf, öğrencinin okuduğu alanda üniversiteye hazırlık için gereken derslerle birlikte bir iki sosyal ve sportif etkinlik dersinden ibaret yapılırsa mesele kısa vadede çözülmüş olur. Sizin harcanacak bir çocuğun dahi olmadığı anlayışına sahip bir eğitimci olarak bunun “oyunun ortasında kural değiştirmek” manasına gelmeyeceğini düşünüp bu yıl böyle geçsin demeyeceğinizi ümit ederek bütün bunları yazıyorum.

Sayın bakanım biliyorum bu mektubu okuyan birçok kişi adama bakın eğitimin bunca derdi varken tutmuş kendi oğlunun derdini anlatmış diyecek. Bunu söyleyenlerin metin çözümlemesi açısından okuma yazma bilmeyen insanlar olduğunu bildiğim için bunu önemsemiyorum.  Bu metin bir örneklem üzerinden birçok yaraya parmak basmaktadır.  Ayrıca onlara eğitimle ilgili diğer konulardaki düşüncelerimi yazarak sorunlara çözüm önerileri sunduğum ve bir dergide yayımlanan “Bir Eğitim Modeli Olarak Yetiştiren Okul Hayalim” isimli yazımı okumalarını tavsiye ederim.

Sayın Bakanım bu mektubu bir gece yarısı yazdığımı söylemiştim. Gökte bir yıldızın varlığının gönlüme aydınlığa dair ışıklar saldığı bir gece yarısı. Ben işte o gece yarısı şafağın beni karşılayacağı yeni bir türkünün melodisi eşliğinde umutlarımla halaya kalktım.   Hiçbir halay yarım kalmamalı ve türküler susmamalı.

Susmayacak biliyorum. İnanıyorum ki geleceği merhametle, adaletle örecek olan yine Türk çocuklarıdır. Bu kutlu yolda çıktığınız eğitim yolcuğunuzun milletimize hayırlar getirmesini dilerim.  Allah yâr ve yardımcınız olsun.

İlhan KURT

                                                                                                                         

Beğendim 2 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Erdal Kılıç Erdal Kılıç 25.07.2018

23 yıllık bir eğitimciden daha derli toplu bir eleştiri beklerdim. Sistem önerisi için, sistem eleştirisi şarttır. Sizler, donanımlı bir sistem eleştirisi yapacak engin bir veri ve tecrübe havuz üzerinde oturuyorsunuz. Öneri getirmek bir tarafa, sadece duygusal bir eleştiride bulunmuşsunuz. Milli Eğitim Bakanına 'Açık Mektup' yazabilmek için sizleri biraz daha çalışmaya davet ediyorum. Böylesi bir mektubun, duygularınıza tercüman olmasından ziyade, eğitim sistemi mağduru yüzbinlerce gencin kurtuluşunu hedflemesi daha münasip olurdu. Madem profesyonel bir eğitim yöneticisi var karşımızda, o zaman sizden daha fazlasını beklemek hakkımız. Hazırlayacağınız çalışmaya öneri olması ve bir model teklif etmesi bakımından, aşağıdaki çalışmaları yapmanızı tavsiye ederim: 1. Mevcut olanın objektif kriterlere göre tahlili 2. Daha iyisini üretecek merak, sorgulama ve motivasyon 3. Mevcudun eksikliklerini giderecek ve ilave işlevler katacak bir önerme (prototip veya model) geliştirme 4. Önerilen modeli gerçeklik/eleştiri testinden geçirerek güncelleme

yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık