Irak'ın ilk kralı Faysal'ın torunu Prenses el-Haşimi: Türkiye bir umut coğrafyası oldu

Irak'ın ilk kralı Faysal el-Haşimi'nin torunu Prenses Nesrin el-Haşimi, Arap dünyasının dini ve siyasi alanlarda bölünme yaşadığı bu dönemde Türkiye'ye umut bağlandığını söyledi.

Irak'ın ilk kralı Faysal'ın torunu Prenses el-Haşimi: Türkiye bir umut coğrafyası oldu
  • 05 Kasım 2018, Pazartesi 10:12

Prenses Nesrin el-Haşimi, geçen hafta vefat eden ve vasiyeti üzerine Ankara'da defnedilen babası Prens Muhammed'in Türkiye'ye bakışı, Irak ile Türkiye'nin tarihi ilişkilerine dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
SORU: Kral Faysal'ın oğlu Prens Muhammed bin Faysal'ın Türkiye ile nasıl bir ilişkisi vardı? Türkiye'ye bakışı nasıldı?
CEVAP: Arap dünyasının dini ve siyasi alanlarda bölünme yaşadığı bu dönemde Türkiye bir umut coğrafyası oldu. Bu bölünmüşlük durumundan kurtulmak ancak ilmi ve kültürel donanımla mümkündür. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin geleceğinden umutluyum. Geçen hafta hayatını kaybeden babam Prens Muhammed bin Faysal, mütemadiyen, Türkiye'yi hedef alan şer odaklarından bahsediyordu. Vefatından bir gün önce babamla Türkiye'deki ekonomik ve siyasi durumlardan konuştuk. Bana 'Bu şer odaklarının hepsi Türk bayrağını indirmek istiyor. Ancak o bayrak gökyüzünde ilelebet dalgalanmaya devam edecek' dedi. Ben de Osmanlı Türkçesi bilen babam sayesinde Türkiye sevgisi kazandım. Türkiye'deki olayları takip ettim.
Babam son sözlerinde Erdoğan ve Türk halkı için hayır dualarda bulundu. Ben de onun yolunu izliyorum. Allah'tan Erdoğan'a uzun ömür, direnç ve sabır vermesini diliyorum. Çünkü Türkiye bir umut ülkesi. Enaniyetin egemenliğinde paramparça olmuş kendi ülkemle ilgili çok ümitvar olamıyorum. Arapların durumu âdeta Tevbe suresinin 67. ayetinde ifade edildiği gibi: 'Onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu.' Irak muhalefeti rahmetli babama gelip kendisini kral yapmayı teklif ettiklerinde bunun ülkenin bütünlüğü ve halkın birliği açısından faydalı olmayacağını söyledi.
Türkiye babamın iyi duygularına karşılık verdi. Bağdat'taki Kraliyet kabristanına defnedilmesi mümkün olmazsa Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yanına defnedilme vasiyetini Türkiye gerçekleştirdi. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türk hükümeti ve halkına bu konuda yardımcı olan asil tutumundan dolayı teşekkür ediyorum.
- "Kral Faysal'ın Türkiye ile ilişkileri hiç kopmadı"
SORU: Prens Muhammed'in Türkiye ile iletişimi var mıydı? Yoksa iletişim kesilmiş miydi?
CEVAP: Burada köklerimiz var. Ortak geçmişe sahibiz. Ailemin Türkiye ile ilişkilerini daima vurguluyorum. Bazıları 1916'daki Arap isyanıyla Arap-Osmanlı ilişkilerinin koptuğunu düşünse de dedem Kral Faysal'ın Türkiye ile ilişkileri hiç kopmadı. Bu doğru değil. Çünkü isyan Osmanlı devletine karşı yapılmadı, Cemal Paşa'ya karşı başlatıldı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile dedemin aynı karede yer aldığı pek çok fotoğraf var. Hatta dedem kendisine bir şey olursa babamı Mustafa Kemal Atatürk'e emanet etmişti. Babam çocukluğunun bir dönemini Mustafa Kemal'in yanında geçirdi. Babam'ın Türkiye ile ilişkisi atalarına dayanıyor.
Bunun yanı sıra halam ve çocukları da Türkiye'de medfun. Ayrıca ailede Türkiye'yle alakası olan yalnızca babam ve dedem değil. Dedemin amcasının oğlu ünlü udi ve musiki üstadı Şerif Muhiddin Targan ya da Arap dünyasında bilinen ismiyle Şerif Muhyiddin Haydar gibi ailenin başka fertlerinin de Türkiye ile bağları var.
Dediğim gibi dedem kendisine bir şey olursa babamı Atatürk'ün himaye etmesini vasiyet etmişti. Atatürk ile dedem arasında çok güçlü bağlar vardı. İyi ilişkileri vardı. Dedem burada büyüdü. Şerif Hüseyin Türkiye'de zorunlu ikametteyken üç oğlu da (Abdullah, Ali ve Faysal) yanındaydı. Burada büyüdüler, burada eğitim gördüler. Dedem de burada eğitim gördü. Dedem ile Mustafa Kemal akrandı. Dedem burada eğitim gördü. İlişkileri siyasetten öteydi. Aralarında kan kardeşliği, dostluk ve sevgi vardı. Aynı zamanda ortak geçmişe sahiplerdi.
Burada siyasi ilişkilerin ötesinde kavi bir dostluk ilişkisinden bahsediyoruz. Bu ilişkiler babam üzerinde de izler bıraktı. Babam da Bağdat'taki Kraliyet Kabristanı'nda dedemin yanına defnedilmeyi, eğer bu mümkün olmazsa Ankara'da Atatürk'ün yanına defnedilmeyi vasiyet etti. Irak'ta defnedilmesi politik malzeme olarak kullanılacaktı. Siyasi çekişmeler içinde cenazenin araçsallaştırılması ihtimali vardı. Irak'taki durumu biliyorsunuz. Allah babamın buraya defnedilmesini murad etti. Babam Türkiye'nin Ehl-i Beyt muhabbetinden sitayişle bahsederdi. 'Türkler Ehl-i Beyt'e çok değer verir' derdi. Ben de Türkiye sevgisini babamdan aldım.

Röportajın devamı için tıklayınız.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık