Aramco'nun halka arzı: Karbon kapitalizm genişlerken

Son üç yıldır doğru fiyatların bulunması gerekçesiyle sürekli ertelenen Aramco halka arz sürecinde sona gelindi. Aramco hisseleri 11 Aralık itibarıyla Suudi Arabistan Borsası Tedavül’de işlem görmeye başlayacakpetro

Aramco'nun halka arzı: Karbon kapitalizm genişlerken
  • 15 Kasım 2019, Cuma 10:43

Küresel piyasa oyuncularının zihinlerini son aylarda en fazla meşgul eden konulardan biri, hiç şüphe yok ki dünyanın en değerli petrol şirketi Suudi Aramco’nun uluslararası halka arz (IPO) sürecinin ne zaman başlayacağıydı.

Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi olan ve ülkenin tüm petrol ve doğal gaz üretimi üzerinde tekel hakkı bulunan Aramco’nun ilk etap halka arzı için resmi onayların verilmesiyle son üç yıldır ertelenen süreç nihayet hareketlendi. Potansiyel yatırımcılara bilgi vermek amacıyla bu devasa şirketin finansal tablolarını, faaliyet detaylarını ve yönetim yapısını kapsamlı biçimde açıklayan 600 sayfalık bir rapor da (prospektüs) bu arada yayımlandı. Eğer olağanüstü bir gelişme olmazsa, hisse fiyatlaması 17 Kasım-4 Aralık arasında devam edecek ve nihai fiyatı belirlenen Aramco hisseleri 11 Aralık itibarıyla Suudi Arabistan Borsası Tedavül’de işlem görmeye başlayacak.

Peki Aramco’nun halka arz süreci neden küresel ekonomik sistemde önemli değişimlerin kapısını açabilecek kilit bir gelişme olarak algılandı? Aramco’nun küresel enerji sektöründe başat bir oyuncu olmasına uzanan tarihi süreçler nasıl gelişti? Suudi Arabistan yönetimi, neden sahip olduğu en değerli şirketi halka arz etmek gibi bir ekonomik tercihte bulunuyor? Aramco’nun mülkiyetinde yaşanabilecek değişimler uzun vadede ne tür sonuçlar doğurabilir?

"Tüm petrol ve doğalgaz şirketlerinin anası"

Suudi Aramco’nun tarihi kökenleri 1933 yılında Suudi Arabistan Krallığı ile daha sonra Chevron adını alan Amerikan Standard Oil arasında 1933 yılında yapılan ortaklık anlaşmasına kadar uzanıyor. 1973 yılına kadar Suudi Arabistan’ın tüm enerji rezervlerinde petrol arama ve çıkarma faaliyetleri Suudi-ABD ortaklığında yönetilen Aramco tarafından yapılırken, Arap-İsrail Savaşları sonrasında yaşanan siyasi kriz ve gerilen ikili ilişkiler sonucunda şirketin tamamı 1973-80 arasında Suudi Arabistan yönetimi tarafından satın alındı. Aramco’nun ilk Suudi CEO’su Ali El-Naimi, Aramco’yu küresel enerji ağları ile entegre olmuş dev bir uluslararası enerji şirketine dönüştürme vizyonunu ortaya koydu ve 1980’li yıllardan itibaren bu strateji adım adım hayata geçirildi. Aramco’nun varlık portföyü hem rafinerileri ve (downstream) petrol ürünleri işleme tesislerini hem de ABD, Güney Kore, Çin, Endonezya, Japonya ve AB’de farklı tesisleri içerecek şekilde genişledi. Bu arada şirketin uluslararası ortaklıklarla gerçekleştirdiği yeni rafineri ve petro-kimya yatırımları ile Suudi Arabistan’daki üretim kapasitesi de ciddi biçimde yükseldi. Aramco’nun yatırımları sayesinde Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol ihracatçısı haline gelirken, çok hızlı şekilde piyasaya sürülebilecek günlük 2 milyon varillik rezerv üretimi ile dünya petrol fiyatları üzerinde söz sahibi bir aktör niteliği de kazandı.

Tüm bu sebeplerle günümüzde Venezuela’dan sonra kanıtlanmış en büyük ikinci petrol rezervlerine sahip olan ve ABD’nin ardından en büyük ikinci küresel petrol üreticisi konumundaki Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi Aramco, “Dünyadaki tüm petrol ve doğalgaz şirketlerinin anası” olarak nitelendiriliyor. Bu nitelendirmenin altında yatan en önemli sebepler, Aramco’nun Suudi Arabistan’ın tüm petrol rezervlerini aramak ve çıkarmak konusunda ulusal tekel konumuna sahip olması ve kontrol ettiği alanlarda çıkarılan petrolün hem çok kaliteli, hem de (yüzeye yakın olduğu için zaman zaman 10 doların altındaki) düşük maliyetlerle çıkarılabilir olması. Dünya ekonomisinin can suyu niteliğindeki petrol kaynaklarının bu kadar önemli bir bölümünü kontrol eden Aramco, şu ana kadar dünya borsalarında işlem görmeyen en büyük ve en kârlı şirket olarak yatırımcıların projektörleri altında olmaya devam etti.

Dünya ekonomisinde durgunluk ve enerji talebindeki düşme nedeniyle halka arz işleminin ardından Aramco'nun toplam piyasa değerinin yaklaşık 1,2 trilyon dolar civarında oluşması bekleniyor.

1,2 trilyon dolarlık piyasa değerlemesi

Halka arz sürecinin teknik detayları belirginleşmeden önce piyasalarda zemin hazırlamak için yapılan resmi açıklamalarda Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Aramco hisselerinin yüzde 5'ini menkul kıymet piyasalarında halka arz ederek 100 milyar dolar civarında gelir elde etmeyi hedeflediklerini belirtmişti. Bu iddialı hedefin gerçekleştirilmesi durumunda şirketin toplam piyasa değeri 2 trilyon dolar olarak belirlenmiş olacak. Ancak analistlerin çoğunluğu, dünya ekonomisinde durgunluk ve enerji talebindeki düşme nedeniyle 11 Aralık'ta Suudi Arabistan Borsası Tedavül’de yapılacak halka arz işleminin ardından Aramco'nun toplam piyasa değerinin yaklaşık 1,2 trilyon dolar (927 milyar avro) civarında oluşmasını bekliyor. Söz konusu miktarın günümüzde orta-ölçekli ekonomilere sahip birçok ülkenin yıllık milli gelirlerinden fazla olduğunu belirtirsek nasıl bir ekonomik büyüklükten bahsettiğimiz belki daha net anlaşılabilir. Ayrıca oluşacak 1,2 trilyon dolarlık bir piyasa değerlemesi Aramco’yu güncel piyasa değerleri 1,1 trilyon dolar civarında olan Apple ve Microsoft ile 880 milyar dolar civarında olan Alphabet (Google) ve 295 milyar dolar olan ExxonMobil gibi dev küresel teknoloji ve enerji şirketlerinin üzerinde bir piyasa gücü olarak konumlandıracağı için de çok önemli. Dünyada üretilen toplam petrolün sekizde birini üreten Aramco’nun göz kamaştırıcı kâr istatistikleri de bu piyasa değerini fazlasıyla gerçekleştirebileceğine işaret ediyor. Zira Aramco, 2018 yılında elde ettiği 111 milyar dolarlık net kâr rakamı ile Google'ın ana kuruluşu Alphabet, Apple ve ExxonMobil'in toplam net kâr rakamlarını tek başına geride bırakmış bulunuyor. 2019’un ilk yarısında da Apple 21,5 milyar dolar, menkul kıymet borsalarında işlem gören en büyük enerji şirket olan ExxonMobil ise 5,5 milyar dolarlık kâr açıklarken Aramco’nun 47 milyar dolar kâr açıklaması bütün yatırımcıların dikkatlerini dünyanın bu en kârlı şirketinin üstünde yoğunlaştırmasına yol açtı.

Halka arzın finansal avantajlarının yanında bazı önemli riskler ve dezavantajlardan da bahsetmek gerekiyor. Suudi Kraliyet ailesinin şirketin yönetiminde mutlak kontrol sahibi olması yatırımcılarda şeffaflık endişelerine yol açıyor.

Aramco'nun halka arzının gerçekleşmesi için ABD'li uluslararası yatırım bankacılığı devleri JPMorgan, Goldman Sachs, Citigroup ve Morgan Stanley çalışmalarını sürdürürken dile getirilen bunca büyük finansal avantajın yanında bazı önemli risklerden ve dezavantajlardan da bahsetmek gerekiyor.

Bunlardan birincisi, yukarıda da söz ettiğimiz gibi, dünya ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri ve talep düşüşü nedeniyle uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının bir süre daha düşük seyretmesinin beklenmesi. Zaten son üç yıldır Aramco halka arz sürecinin doğru fiyatların bulunması gerekçesiyle sürekli ertelenmesine neden olan en önemli faktör de buydu ve bu cephede şimdilik değişen pek fazla şey yok. Diğer bir önemli dezavantaj, dünyanın tüm bölgelerinde enerji arama faaliyeti yürüten ve rezervleri bulunan diğer küresel enerji şirketlerinin aksine Aramco’nun ana rezervlerinin Suudi Arabistan coğrafi sınırları içinde konsantre olmuş olması. Bununla bağlantılı olarak da, Suudi Kraliyet ailesinin şirketin yönetimi üzerinde mutlak kontrol sahibi olması, OPEC nezdinde üretim kararlarına müdahil olması ve şirket bilgilerinin kamuoyu ile paylaşılması konusunda ortaya çıkan şeffaflık endişeleri dikkat çekiyor. Gerçi şeffaflık endişelerini giderebilmek için şirketin son yıllarda uluslararası personel istihdam etiği, detaylı faaliyet raporları yayımladığı ve uluslararası medya temsilcilerini tesislerine davet ederek bilgilendirme turları yaptığı biliniyor. Ancak bunların ciddi küresel yatırımcılar için ne derece ikna edici olduğu önümüzdeki dönemde özellikle uluslararası borsalarda listeleme olduğunda daha net görülmeye namzet. Bütün bunlara dünyanın en çatışmalı bölgesi olan Orta Doğu’da faaliyet gösteren böylesine büyük bir şirketin karşı karşıya olduğu ciddi siyasi riskleri ve güvenlik risklerini eklemek gerekiyor. Örneğin geçtiğimiz Eylül ayında dünyanın en büyük petrol işleme tesisi olan Abkayk tesislerine ve Hureys petrol sahasına dronelarla yapılan eşzamanlı saldırılar bu potansiyel güvenlik riskleri ile ilgili endişelerin artmasına neden olmuştu. Bu saldırıların şirketin finansal durumu, operasyonları ve halka arz süreciyle ilgili olarak herhangi bir olumsuzluğa yol açmadığı belirtilse de, özellikle uluslararası yatırımcıları bir miktar endişelendirmiş olmaları şaşırtıcı değil.

İlk etapta Aramco’da hisse alımı için istekli görünen fonların Rusya, Çin ve Abu Dabi kökenli devlet fonları olduğu göze çarparken Batılı fonların ve yatırımcıların piyasa dengelerinin oturması için bir süre beklemeyi tercih edebilecekleri konuşuluyor.

Halka arza ilgi gösteren fonlar

Aramco hisselerinin öncelikle yüzde 1-2’lik kısmının Suudi Arabistan borsasında satışa sunulması ve yatırımcılardan gelecek talebe bağlı olarak iki yıl içinde hisselerin yüzde 3-4’lük kısmının Tokyo, Hong Kong, Londra veya New York gibi başlıca uluslararası borsalarda arz edilmesi planlanıyor. Suudi Arabistan yönetiminin elindeki en önemli ekonomik değer olan Aramco’nun hisselerinin piyasalara arz edilme süreci, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ekonomik yapıda petrole bağımlılığı azaltmayı hedefleyen iddialı 2030 Vizyonu’nun önemli bir parçası. Satıştan elde edilecek gelirle araştırma-geliştirme, ileri teknoloji ve (özellikle güneş enerjisi alanında) yenilenebilir enerji yatırımları yapılması planlanıyor. Eylül ayında açıklanan yeni turizm teşvikleri ve vize düzenlemelerindeki kolaylaştırmalarla turizm gelirlerinde sağlanmak istenen artışlar da yine petrol-dışı alanlardan gelir elde etme stratejisinin yansımaları.

Küresel finansal oyuncular açısından ise şimdiye kadar kapalı bir kutu olarak kalmayı tercih eden Aramco’nun şeffaf veriler paylaşan muteber bir şirket imajı kazanmaya çalışması, karbon kapitalizmin daha da kurumsallaşarak Suudi Arabistan’a ulaşması için bir vesile oluşturabilir. İlk etapta Aramco’da hisse alımı için istekli görünen fonların Rusya, Çin ve Abu Dabi kökenli devlet fonları olduğu göze çarparken Batılı fonların ve yatırımcıların piyasa dengelerinin oturması için bir süre beklemeyi tercih edebilecekleri konuşuluyor. Bu arada son yıllarda güçlenen çevre duyarlılığı ve karbon emisyonlarını düşürme önceliği bağlamında Norveç Varlık Fonu ve Singapur’un Temasek Fonu gibi bazı büyük çaplı küresel yatırım fonlarının Aramco yatırımlarına mesafeli duracakları da biliniyor. Sektörün en büyük oyuncusu olan Aramco’nun karbon kapitalizm, karbon kapitalizmin ise finansal küreselleşme yoluyla Suudi Arabistan üzerindeki etkilerini önümüzdeki yıllarda yaşayarak göreceğiz.

[Prof. Dr. Sadık Ünay İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesidir]

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık